Türkiye İş Dünyasında Kadının Yeri
İş dünyasında yer alan kadınların durumu , kültürel, biyolojik,
sosyal, ekonomik pek çok faktörle bağlantılı olarak incelenmelidir. Kadınlar
tarihi süreç boyu üretimin her aşamasında etkin rol almıştır. Ancak bugün hâlâ
çalışma hayatında dezavantajlı bir grup olarak görülmektedir. Kadınların işgücüne katılabilmesi, toplumsal
refahın, sosyal gelişmişliğin, sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir
parçasıdır.
Bununla beraber kadınların işgücüne katılımı ülkemizde
yüksek seviyelere ulaşabilmiş değildir. Karşılaşılan problemlere yakından
bakıldığında öne çıkan sorunlardan birinin ‘cinsiyete dayalı meslekî
ayrımcılık’ olduğu görülmektedir. Ayrıca kadınlar çalışma ortamında hem genel
sağlığını, hem de üreme sağlığını tehdit edebilecek fiziksel, biyolojik,,
kimyasal ve psikososyal etmenlerle karşı karşıya gelebilmektedir.
Bu etmenlerin farkında olarak, risk oluşturmalarını önlemek
adına gerekli politika ve programların geliştirilmesi zorunludur. Kadınların
çalışma koşullarında yapılacak iyileştirmeler, ülkenin kalkınmışlığı ve sosyal
refahı bakımından büyük önem taşımaktadır.
Bu makale Türkiye’de kadınların çalışma hayatındaki yeri
hakkında bilgiler ve kadınların iş hayatında karşılaştığı sorunlara ilişkin
çözüm önerileri içermektedir.
Anahtar
kelimeler:
Toplumsal
Cinsiyet, Kadın İstihdamı, İş sağlığı, İş Gücü, Çalışan Kadın
Giriş
Kadınların çalışma hayatındaki pozisyonu ile ülkenin
gelişmişlik durumu arasında yakın bir ilişki vardır. Kadınlar çalışma yaşamında
çocuklar, engelliler ve yaşlılar gibi dezavantajlı bireyler olarak
değerlendirilmektedir. Bu makalenin amacı; değişen sosyal roller ve düzenlenen
yasalar ışığında kadının çalışma hayatındaki konumunu, sağlık ve sosyal
durumlarını güncel istatistiklerle ortaya koymak; sorunlara dikkat çekerek
çözüm önerileri sunmaktır.
Kadınların Çalışma Hayatına
Katılımıyla İlgili Yasal Düzenlemeler
Ülkemizde çalışma yaşamına ilişkin pek çok düzenleme
yapılmıştır. [1]
Geçici iş ilişkisi, çağrı üzerine çalışma, belirli süreli
çalışma, telâfi çalışması, kısa süreli çalışma ve buna benzer esnek çalışma
biçimleri, 4857 sayılı İş Kanunu ile yürürlüğe girmiştir.[2]
Ev işi üretimiyle elde edilen gelirlerin vergiden muaf
olması, kadın girişimciliğini desteklemek adına bankaların verdiği krediler,
aktif işgücü programları da önemli gelişmeler arasında gösterilebilir. Kadın
işçilere gebelik ve emzirme durumunda çeşitli haklar tanınmış olup; bu kapsamda
doğum öncesi ve doğum sonrası 8 haftalık süre boyunca çalışmama izni
verilmiştir. Çoğul gebelik döneminde doğumdan önceki 8 haftalık süre 10 hafta
olarak belirlenmiştir. Fakat sağlık durumunun uygun olması hâlinde kadın işçi
doğuma 3 hafta kalana kadar doktorunun da onayı ile çalışmaya devam edebilir.
Bu durumda çalıştığı süreler doğum sonrası iznine dâhil edilir, daha fazla izin
kullanabilir. [3]
Ayrıca düzenli kontroller için de kendisine ücretli izin
verilir. Hekim raporuyla gerekli
görülmesi durumunda daha hafif işlerde çalıştırılması mümkündür. Ancak bu,
ücrette herhangi bir indirime yol açmaz. Talebi hâlinde kadın işçi, 16 haftalık
(çoğul gebelikte 18 haftalık) süreyi tamamladığında, 6 aylık daha izin alabilir.
Bu ücretsiz izin, senelik izin hakkı hesaplamasını kapsamaz. 1 yaşından küçük
çocuğu olan kadın işçiler, her gün süt izni alabilir. (Bu müddet günde 1 buçuk
saattir.) İşçi bu süreyi kaça bölerek ve hangi saatlerde kullanacağına kendisi
karar verir.
Kadınların kablo döşemesi, tünel ve analizasyon inşaatı,
maden ocakları gibi sualtı veya yer altında çalışmayı gerektiren işlerde
istihdam edilmeleri yasaklanmıştır. [4]
Türkiye’de Kadınların İşgücüne
Katılımı
Kadınların ülkemizde işgücüne katılım oranlarına
bakıldığında yıllara göre farklılıklar göze çarpmaktadır.
Örneğin 1990 yılı itibariyle %34,1 iken 2002 yılında %26,9
olduğu gözlenmektedir.
2004 yılında %25,4 olan bu oranın Kasım 2012’e gelindiğinde %30,2, 2013 yılının
Ocak ayında ise %29,3 olduğu belirlenmiştir.
İstatistiklere göre ülkemizde her yetişkin 10 erkekten 7’si,
her yetişkin 10 kadından 3’ü ev dışında çalışmaktadır.
TUİK verileri doğrultusunda en az lise mezunu nüfusta
kadınlar için işsizlik oranı yaklaşık %33,3 şeklindedir. Bu oran erkekler için
%23,6 olarak tespit edilmiştir.
2015 yılında kadınların Türkiye’deki işsizlik oranı %12,7,
erkeklerin işsizlik oranı ise %9,3 olarak ölçülmüştür. Buna göre arada ciddi
bir fark bulunduğu söylenebilir.
Kadın işgücü belli dönemlerde çalışma imkânına erişirken,
bazı dönemlerde işgücü dışına çıkabilmektedir. Bunun sebeplerinden biri de
kısmî zamanlı çalışma, taşeron çalışma biçimi gibi uygulamaların
artırılmasıdır. Zîrâ bu alanlarda işe alma ve işten çıkarma süreçleri daha
kolay gerçekleşmektedir.
Sektörel dağılıma bakıldığında ise kadınların istihdam oranı
tarım sektöründe, 2000'dan bu yana azalma göstermektedir. Yine 2015 yılından
örnek verilecek olursa o yıl kadınların tarım sektöründeki çalışma oranları
%31,4 olarak belirlenmiştir. Buna karşılık erkeklerin bu sektördeki istihdam
oranı 2015 yılında %15,9 olmuştur. Bu da kadınların tarım sektöründe
erkeklerden daha aktif rol aldığını kanıtlar niteliktedir.
Çalışma hayatına öncelikle erkeklerin katılması gerektiği
düşüncesi nedeniyle kadınların kırsal bölgelerde kalmaları tetiklenmiş, bu ise
tarım sektöründe daha fazla kadının çalışmasına yol açmıştır.
Türkiye’de kadın istihdamının en yoğun olduğu alan hizmet
sektörüdür. 2000 yılında bu sektörde çalışan kadınların oranı %26,4 olmuş,
erkeklerde ise bu oran %45 olarak gözlemlenmiştir. Kadınların eğitim oranı
arttıkça yıllar içinde hizmet sektöründe daha çok kadın yer almaya başlamıştır.
Kadın İşçilerin Sağlık Sorunları
Sağlık; sosyal, zihinsel ve bedensel bakımdan tam bir iyilik
hâlidir. Evinde veya işyerinde çalışan her kadın hayatını sağlıklı bir birey
olarak sürdürme hakkına sahiptir. Kadının ev yaşamındaki ve işyerindeki durumu
sağlığıyla doğrudan ilişkilidir.
Fakat kadınların çalışma hayatında genel sağlığına yahut
üreme sağlığına olumsuz etkide bulunabilecek etmenlere mâruz kalabilmektedir.
Çalışma saatlerinin uzun sürmesi hâlinde erkeklere kıyasla daha kolay yorgunluk
hissetmeleri mümkündür.
Devamlı ayakta çalışmaları taban çökmesi, bel fıtığı, varis,
ayaklarda şekil bozukluğu ve benzeri fiziksel problemleri beraberinde
getirebilmektedir. Sürekli ayakta çalışmanın erken doğumu da tetiklediği
bilinmektedir.
Gebelik döneminde çalışırken toksik içerikli kimyasallara
mâruz kalan kadınların hem kendi sağlığı hem de bebeğinin sağlığı bundan zarar görebilmektedir.
Sonuç
Türkiye nüfusunun
%49,8′ini kadınlar meydana getirmektedir. Kadınların iş dünyasında
karşılaştıkları olumsuz durumların altında yatan kültürel ve ekonomik
nedenlerin belirlenerek ortadan kaldırılması, kadınların iş yaşamında daha
verimli ve mutlu olmalarını sağlayacaktır.
Kadınların iş hayatına katılımını artırmak amacıyla eğitimde
fırsat eşitliklerinin sağlanması gerekir.
1.
Meslekî gelişimi
destekleyecek eğitim olanakları çeşitlendirilmelidir.
2.
Geleneksel, cinsiyetçi
bakış açısının değiştirilmesine ilişkin uygulamalar yapılmalıdır.
3.
Çalışma şartları kadınlara
uygun olarak düzenlenmelidir.
4.
Esnek çalışma uygulamaları
teşvik edilmelidir.
5.
Yasal düzenlemeler, vergi
teşvikleri gibi faaliyetlerle birlikte etkin ve uzun vâdeli programlar yapılarak
kadın sağlığı ve istihdamı için elbirliğiyle hareket edilmelidir.
Kaynakça
Yaktıl, O.
(2011). Toplumsal Yaşamda Kadın. Eskişehir, İstanbul: A.Ü.A.Ö.F
Yayınları.
ÇSGB.
(2012, 11). 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu . Ankara: Art
Ofset Matbaacılık Ltd. Şti.
H. Ercan, Ö. Y. (2010). Kadınların İşgücüne
Katılımını Belirleyen Etmenler ve İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulları
İçin Öneriler. Ankara, Gaziantep ve Konya raporu ILO Ankara Ofisi.
Karabıyık, İ. (2012). Türkiye’de Çalışma
Hayatında Kadın İstihdamı. Marmara Üniversitesi, İİ. B.F. Dergisi.
Özdemir, G. (2009, 03). Türk Kadınının Toplumsal
Konumunun Gelişim Süreci Sosyal Bilimler Metinleri. Tekirdağ: Namık Kemal
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Parlaktuna, İ. (2010). Türkiye’de Cinsiyete
Dayalı Mesleki Ayrımcılığın Analizi (Analysis of Gender-Based Occupational
Discrimination in Turkey). Ege Akademik Bakış.
S. Gürsel G. Uysal-Kolaşin, A. A. (2011). Toplumsal
değerler kadınların işgücüne katılmalarına engel. Betam Araştırma Notu.
Yaktıl, O. (2011). Toplumsal Yaşamda Kadın.
Eskişehir, İstanbul: A.Ü.A.Ö.F Yayınları.
Yetim, N. (2002). Sosyal Sermaye Olarak Kadın
Girişimciler: Mersin İli Örneği. Ege Akademik Bakış.